Mert Kaya: Emtia piyasaları jeopolitik gerilimde
Emtia piyasaları jeopolitik gerilimde
```json { "title": "Emtia Piyasaları: Fırtına Öncesi Sessizlik mi, Yoksa Yeni Normale mi?", "content": "
Geçen hafta bir arkadaşımla kahve içerken bana şunu sordu: \"Mert, altın mı alsam, dolar mı? Yoksa evde nakit mi tutsam?\" Gülümsedim çünkü bu soru son iki yıldır en çok duyduğum soru. Ve şu an emtia piyasalarında yaşanan volatilite, bu soruyu daha da acil hale getiriyor. ABD-İran gerilimi, belirsiz tarife politikaları ve küresel para politikalarındaki kararsızlık, emtia piyasalarını bir hız trenine çevirdi. Ama asıl soru şu: Bu volatilite geçici bir fırtına mı, yoksa yeni normalin başlangıcı mı?
Jeopolitik Risk Priminin Geri Dönüşü
Emtia piyasalarını anlamak için bir gerçeği kabul etmemiz gerekiyor: Bu piyasalar artık sadece arz-talep dengesiyle hareket etmiyor. Jeopolitik risk primi, 2020'lerin en önemli fiyatlama faktörü haline geldi. ABD-İran gerilimi bu tablonun tam ortasında duruyor. İran, Orta Doğu petrol üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden geçen küresel petrol ticaretinin kilit noktası. Bu boğazdan günde yaklaşık 21 milyon varil petrol geçiyor - dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri.
Peki bu gerilim neden şimdi önemli? Çünkü ABD'nin İran politikası son iki yılda sertleşti ve İran'ın nükleer programı konusundaki görüşmeler çıkmaza girdi. Tarihsel olarak bakıldığında, ABD-İran gerginliğinin yükseldiği her dönemde petrol fiyatları ani sıçramalar yaptı. 2019'da İran'a ait bir tankerin ABD tarafından durdurulması sonrası petrol fiyatları bir gecede yüzde 4 yükseldi. Şimdi benzer bir risk primi tekrar fiyatlanıyor.
Ama burada kritik bir nokta var: Piyasalar gerilimi fiyatlıyor, ama henüz reel bir arz kesintisi yaşanmadı. Bu ne anlama geliyor? Şu anda gördüğümüz fiyat hareketlerinin önemli bir kısmı spekülasyon. Eğer gerilim tırmanmazsa, bu risk primi hızla eriyebilir ve petrol fiyatları düşebilir. Ancak tam tersi olursa - ki benim temel senaryom bu değil ama olasılığı yüzde 30-35 civarında - o zaman Brent petrolde 90 doların üzerini görebiliriz.
Tarife Politikaları: Görünmeyen El Artık Görünüyor
Emtia piyasalarındaki ikinci büyük belirsizlik kaynağı ABD'nin tarife politikaları. Bu konu Türkiye için ayrıca kritik çünkü Türkiye hem emtia ithalatçısı hem de bazı emtialarda önemli bir üretici. ABD'nin tarife gündemi, özellikle çelik, alüminyum ve bazı tarım ürünleri üzerinde yoğunlaşmış durumda.
Tarifelerin emtia piyasalarına etkisi dolaylı ama güçlü. Tarife artışları küresel ticaret hacmini düşürüyor, bu da emtia talebini baskılıyor. Aynı zamanda bazı emtialarda arz zinciri kaymaları yaratıyor. Örneğin, ABD çeliğe yüksek tarife koyarsa, Çin'deki çelik üreticileri başka pazarlara yöneliyor ve bu pazarlarda fiyatlar düşüyor. Türkiye gibi ülkeler için bu hem fırsat hem risk. Ucuz Çin çeliği Türkiye pazarını basabilir, ama aynı zamanda Türkiye alternatif tedarikçi olarak ABD'ye satış yapma fırsatı bulabilir.
Benim buradaki tezim şu: Tarife belirsizliği, emtia piyasalarında uzun vadeli volatiliteyi kalıcı hale getirecek. Neden? Çünkü artık piyasalar sadece ekonomik verilere değil, politik kararlara da tepki veriyor. Ve politik kararlar ekonomik verilerden çok daha öngörülemez.
Altın ve Kıymetli Madenler: Güvenli Liman mı, Balon mu?
Jeopolitik gerilim ve ticaret belirsizliği haberi verildiğinde ilk akla gelen \"altına mı yatırım yapayım?\" sorusu oluyor. Altın geleneksel olarak belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülür. Ve tarihin bize gösterdiği bir gerçek var: Yüksek belirsizlik dönemlerinde altın yatırımcıları nadiren hayal kırıklığına uğratır.
Ancak şu anki altın fiyatları konusunda ikircikliyim. Evet, jeopolitik risk primi var. Evet, merkez bankaları altın alımlarını sürdürüyor. Ama altının güçlü yükselişinin arkasında başka bir faktör daha var: Dolara olan güvenin erozyonu. Özellikle gelişmekte olan ülke merkez bankaları, rezervlerini çeşitlendirmek için altın alıyor. Bu yapısal bir değişim ve altın için uzun vadeli destek sağlıyor.
Bence altın önümüzdeki üç ay içinde yüksek volatilite gösterecek ama genel trend yukarı yönlü kalacak. Neden? Çünkü ABD-İran gerilimi ve tarife belirsizliği kısa vadede çözülecek gibi görünmüyor. Dolayısıyla risk primi fiyatlamada kalacak.
Farklı Perspektifler: İyimserler ve Kötümserler
Bu noktada iki karşıt görüşü değerlendirmekte fayda var. İyimser kampta olanlar şunu söylüyor: \"Jeopolitik gerilimler hep olmuştur, ama nadiren reel arz kesintilerine dönüşmüştür. Dolayısıyla bu risk primi aşırı fiyatlanmıştır ve düzeltme görecektir.\" Bu görüşe göre, piyasalar aşırı tepki veriyor ve emtia fiyatları kısa vadede normalize olacak. Özellikle petrol piyasasında OPEC'in arz artırma kapasitesi ve ABD'nin şeyl petrol üretimindeki esneklik, fiyatları kontrol altında tutacak.
Öte yandan, kötümser kampta olanlar çok daha karanlık bir tablo çiziyor. Onlara göre, ABD-İran gerilimi tırmanma riskini taşıyor ve bir askeri çatışma ihtimali hiç olmadığı kadar yüksek. Eğer böyle bir senaryo gerçekleşirse, Hürmüz Boğazı kapanabilir ve küresel petrol piyasasında ciddi bir arz krizi yaşanabilir. Ayrıca, ABD'nin tarife politikalarının küresel ekonomiyi yavaşlatma riski var ve bu emtia talebini düşürecek.
Ben bu iki kampta da net pozisyon almıyorum çünkü gerçek muhtemelen ortada bir yerde. Ama benim temel senaryom şu: Jeopolitik gerilim tırmanmayacak ama tamamen de sönmeyecek. Volatilite yüksek kalacak ve piyasalar her yeni haber başlığına aşırı tepki vermeye devam edecek.
Türkiye'ye Etkisi: Fırsatlar ve Riskler
Peki bütün bunlar Türkiye için ne anlama geliyor? Türkiye enerji ve birçok emtiada net ithalatçı bir ülke. Dolayısıyla petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki her artış, Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkiliyor. Jeopolitik gerilim ve artan emtia fiyatları, Türkiye için dış ticaret dengesinde baskı yaratabilir.
Ama her zorluk fırsat da getirir. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle enerji güzergahlarında kritik bir noktada. Eğer ABD-İran gerilimi artar ve Hürmüz Boğazı riskli hale gelirse, alternatif enerji güzergahlarının önemi artacak. Türkiye'den geçen boru hatları ve LNG terminalleri daha stratejik hale gelebilir.
Ayrıca, tarife politikaları Türkiye'ye ihracat fırsatları sunabilir. Eğer ABD, Çin'den ithalatı kısıtlarsa, Türk üreticileri bu boşluğu doldurabilir. Özellikle çelik, tekstil ve bazı kimyasal ürünlerde Türkiye rekabetçi.
Önümüzdeki Altı Ay: Benim Öngörüm
Şimdi cesur olmamın zamanı. Önümüzdeki altı aya dair somut tahminlerimi paylaşayım. Ağustos 2026'ya kadar emtia piyasalarında volatilite yüksek kalacak, ancak reel bir arz krizi yaşanmayacak. ABD-İran gerilimi yönetilebilir düzeyde kalacak ve askeri bir tırmanma olmayacak. Dolayısıyla, petrol fiyatlarındaki risk primi kademeli olarak erecek.
Altın fiyatları ise yüksek kalacak ve belki de hafif yükseliş gösterecek. Merkez bankalarının altın alımları devam edecek ve dolar zayıflaması altını destekleyecek. Mayıs-Haziran 2026 civarında altında bir düzeltme görebiliriz, ama bu alım fırsatı olacak.
Tarife politikaları konusundaki belirsizlik ise en az altı ay daha sürecek. ABD'nin tarife politikalarında net bir yön belirlemesi 2026 sonuna kadar zor görünüyor. Bu da endüstriyel metallerde ve tarım ürünlerinde volatilitenin devam edeceği anlamına geliyor.
Türkiye açısından bakıldığında, emtia fiyatlarındaki volatilite TCMB'nin işini zorlaştıracak. Enflasyonda düşüş trendi devam edecek ama emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar bu süreci yavaşlatabilir. TCMB'nin faiz indirimine başlaması için emtia piyasalarında bir istikrar görmesi gerekiyor. Benim tahminim, TCMB'nin faiz indirimine başlamasının Haziran 2026'dan önce olmayacağı yönünde.
Yatırımcılar Ne Yapmalı?
Peki bireysel yatırımcılar bu ortamda ne yapmalı? Benim tavsiyem basit: Çeşitlendirme ve sabır. Emtia piyasalarında kısa vadeli spekülasyon yapmak şu ortamda çok riskli. Bir gün yukarı, ertesi gün aşağı gidiyor. Bunun yerine, uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket edin.
Altına portföyünüzün yüzde 10-15'i kadar bir ağırlık vermek mantıklı olabilir. Ama hepsini birden almayın, kademeli olarak pozisyon açın. Petrol ve doğalgaz gibi enerji emtialarında doğrudan pozisyon almak bireysel yatırımcılar için zor. Bunun yerine, enerji şirketlerinin hisse senetlerine bakabilirsiniz.
Ve en önemlisi: Paniğe kapılmayın. Volatilite yüksek, evet. Belirsizlik var, doğru. Ama tarih bize gösteriyor ki, bu tür dönemler geçici. Uzun vadede, emtia piyasaları yapısal arz-talep dengesiyle şekilleniyor. Jeopolitik risk primleri gelip geçiyor.
Son Söz: Fırtınada Dümeni Sıkı Tutun
Emtia piyasaları şu an fırtınalı sularda. ABD-İran gerilimi, tarife belirsizliği ve para politikası karmaşası, piyasaları her yönden sarsıyor. Ama unutmayın: Her fırtına eninde sonunda diniyor. Önemli olan, fırtınada dümeni sıkı tutmak ve paniğe kapılmadan mantıklı kararlar almak. Çünkü volatilite hem risk hem de fırsat demek. Bu dönemde kazanan, soğukkanlılığını koruyan olacak.
", "key_takeaway": "TEMEL ÇIKARIM: Emtia piyasalarındaki volatilite önümüzdeki altı ay boyunca yüksek kalacak ancak reel arz krizi yaşanmayacak; jeopolitik risk primi kademeli olarak erecek. Yatırımcılar çeşitlendirme ve sabırla hareket etmeli, kısa vadeli spekülasyondan kaçınmalı." } ```