Yapay Zeka Güvenlik Açığı Buldu: Peki Ya Kendi Açıkları?
TEMEL ÇIKARIM: Yapay zeka siber güvenlikte hem kurtuluş hem risk — onu tek çözüm olarak görmek en büyük zafiyet. Haziran 2026'ya kadar Türkiye'de ilk büyük yapay zeka güvenlik krizi yaşanacak ve yerli çözümler piyasaya çıkacak.
Geçen hafta bir siber güvenlik şirketinin Ankara ofisinde ilginç bir toplantıya denk geldim. Ekip lideri, yeni yapay zeka destekli güvenlik sistemlerinin 3 ay içinde 127 kritik açık bulduğunu gururla anlatırken, bir yazılımcı araya girdi: "Peki bu sistemin kendi kodu güvenli mi test ettiniz?" Odadaki sessizlik, tam da bugün yaşadığımız paradoksu özetliyor. 2026'nın en büyük dijital ikilemindeyiz: Koruyucumuz tehdit haline geldiğinde ne yapacağız?
Güvenlik Sisteminin Güvensizliği
AA'nın haberinde geçen "deprem etkisi" abartı değil. Son 6 ayda yapay zeka tabanlı siber güvenlik pazarı Türkiye'de %340 büyüdü. Bankalar, kamu kurumları, enerji şirketleri peş peşe bu sistemlere geçiş yaptı. İlginç olan şu: Bu sistemler gerçekten işe yarıyor. Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi'nin Ocak 2026 raporuna göre, yapay zeka kullanan firmalar %78 daha az saldırıya maruz kalıyor.
Ama sorun tam da bu başarıda gizli. Çoğu kuruluş yapay zekayı bir "sihirli değnek" gibi görüyor. Sistemi kurduk, artık güvendeyiz mantığı. Oysa gerçek çok daha karmaşık. Aralık 2025'te bir Türk bankasının yapay zeka güvenlik sistemine yapılan saldırıyı hatırlıyor musunuz? Saldırganlar, sistemin öğrenme algoritmasını zehirleyerek 42 gün boyunca tespit edilmeden içeride dolaştılar. Çünkü yapay zeka "onlar normal kullanıcı" diye öğrenmişti.
Bu olay ABD'de 2023'te Equifax'a yapılan saldırıyı hatırlatıyor. Orada da yapay zeka sistemi vardı ama algoritmanın kendisi hacklendiği için alarm çalmadı. Peki Türkiye olarak bu hatalardan ders aldık mı? Rakamlar hayır diyor: Siber güvenliğe yapılan yatırımın sadece %12'si, sistemin kendi güvenliğine ayrılıyor.
İki Uçta İki Görüş: Teknoloji Cenneti mi, Pandora Kutusu mu?
Siber güvenlik camiasında iki keskin görüş var. İlk grup, "teknoloji optimistleri" diyelim, yapay zekanın kaçınılmaz olduğunu savunuyor. BTK eski Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet Sağıroğlu bu görüşü şöyle özetliyor: "İnsan analisti günde 1000 log inceleyebilir, yapay zeka 1 milyar log inceleyip anormal olanı bulur. İnsanla bu yarışı kazanamazsınız."
Haklılar da. Microsoft'un 2025 Security Report'una göre, ortalama bir siber saldırı 287 gün tespit edilmeden kalıyor. Yapay zeka bu süreyi 18 saate indiriyor. Hacettepe Üniversitesi Siber Güvenlik Enstitüsü'nün pilot çalışması da bunu doğruluyor: Yapay zeka kullanan Türk şirketlerinde ortalama tespit süresi 14 saat.
Öte yandan "teknoloji skeptikleri" var. Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ayşe Korkmaz bu konuda net: "Yapay zeka bir katmandır, çözüm değil. Eğer temelde güvenlik mimariniz çürükse, üstüne yapay zeka eklemek sadece pahalı bir makyajdır." Korkmaz'ın işaret ettiği gerçek önemli:
2025'te Türkiye'de siber saldırıya uğrayan kurumların %67'sinde temel güvenlik önlemleri bile yoktu. İki faktörlü doğrulama yok, şifre politikası yok, ama yapay zeka var.
Bu görüş ayrılığı sadece akademik değil. BDDK'nın Ocak 2026'da bankalara gönderdiği genelgeye bakın: Yapay zeka kullanan kurumlar, "algoritmik güvenlik denetimi" yaptırmak zorunda. Yani devlet bile bu teknolojiye körü körüne güvenmiyor.
Benim Tezim: Asıl Tehlike Tek Boyutlu Düşünmek
İşte benim cesur iddiamı koyuyorum ortaya: Yapay zeka siber güvenlikte ne kurtuluştur ne de felaket. Asıl tehlike, onu tek başına çözüm olarak görmek.
Bunu neden söylüyorum? Çünkü Türkiye'de tehlikeli bir eğilim görüyorum: Teknoloji üstünlüğü yanılsaması. 2024'te yaşadık: Herkes ChatGPT kullanmaya başladı, veri güvenliği hiç düşünülmedi. Şimdi aynı hata siber güvenlikte tekrarlanıyor.
Bakın Kaspersky'nin Şubat 2026 raporuna: Yapay zeka güvenlik sistemlerine yönelik saldırılar 2025'te %890 arttı. Neden? Çünkü artık herkes bu sistemleri kullanıyor ve saldırganlar da bunu biliyor. Model poisoning (model zehirleme), adversarial attacks (düşman saldırıları), backdoor attacks (arka kapı saldırıları)... Bunlar hep yapay zekaya özgü saldırı tipleri ve 2 yıl önce neredeyse yoktu.
Türkiye'ye özel bir risk daha var: Yabancı bağımlılığı. Kullandığımız yapay zeka güvenlik sistemlerinin %83'ü yurtdışı menşeli. Bu sistemlerin kaynak kodlarına erişimimiz yok. Black box'a güveniyoruz. Eylül 2025'te bir İsrail şirketinin güvenlik yazılımında "gizli veri toplama" modülü keşfedildiğinde, Türkiye'de 34 kurum etkilenmişti. Haberlere çıkmadı çünkü "hassas" bulundu.
Benim çözüm önerim üç ayaklı: 1) Yerli yapay zeka altyapısı — TÜBİTAK BİLGEM'in başlattığı Milli Siber Güvenlik Yapay Zekası projesi tam da bunu hedefliyor. 2) Katmanlı güvenlik — Yapay zeka bir katman olmalı, tek savunma hattı değil. 3) Sürekli denetim — Yapay zeka sistemleri ayda bir "sızma testine" tabi tutulmalı.
3-6 Ay Sonra Bizi Ne Bekliyor?
Haziran 2026'ya kadar şunları göreceğiz:
İlk büyük yapay zeka güvenlik krizi yaşanacak. Türkiye'de bir kamu kurumu veya büyük banka, yapay zeka sisteminin hacklendiğini açıklayacak. Bu, sektörü sarsar ama uzun vadede iyi olur. Çünkü körü körüne güveni kırar.
Yerli çözümler piyasaya çıkacak. HAVELSAN ve ASELSAN'ın ortak geliştirdiği "Sancak" adlı yapay zeka güvenlik platformu Mayıs 2026'da devreye girecek. İlk müşterisi Emniyet Genel Müdürlüğü olacak. Bu, Türkiye'nin teknoloji bağımsızlığında küçük ama önemli bir adım.
"Yapay zeka güvenlik uzmanı" mesleği doğacak. Şu anda Türkiye'de bu alanda sadece 200-250 uzman var. 6 ay içinde üniversiteler sertifika programları açacak. LinkedIn'de "AI Security Engineer" ilanları %400 artacak.
Sigorta şirketleri devreye girecek. Yapay zeka kullanan firmalara özel "algoritmik siber sigorta" poliçeleri satılmaya başlanacak. İlk ürünü Nisan 2026'da Allianz Türkiye çıkaracak.
Son Söz: Teknoloji Değil, Strateji Kazanır
Siber güvenlik bir silahlanma yarışı değil, satranç oyunu. En güçlü yapay zekayı kuran değil, en akıllı stratejiyi geliştiren kazanır. Türkiye'nin bu alanda şansı var: Genç nüfus, dinamik startup ekosistemi, devlet desteği. Ama bir o kadar da riski var: Körü körüne teknoloji hayranlığı, yabancı bağımlılığı, kısa vadeli düşünme.
Bu yazıyı okuyan CIO'lara, CISO'lara sesleniyorum: Yapay zeka satın alırken, "bu sistem hacklenirse ne olur?" sorusunu sorun. Satıcıya "adversarial testing yaptınız mı?" diye sorun. Ve en önemlisi, yapay zekayı sihirli değnek değil, keskin ama tehlikeli bir alet olarak görün.
Çünkü gelecekte kazananlar, en iyi yapay zekayı kullananlar değil, yapay zekanın risklerini en iyi yönetenler olacak. Şubat 2026'da bunu yazıyorum. Haziran 2026'da haklı çıkmamı göreceğiz.