Ana Sayfa
Bilim

Osmanlı-Türk Musikisi Arşivi Çöpe Gitmekten Kurtuldu

İstanbul Üniversitesi'nin Osmanlı-Türk musikisi mirasını günümüze taşıyan OMAR arşivi, el yazısıyla çoğaltılmış nota arşivinin çöpe atılmak istendiği iddiasıyla gündemde.

27 Mart 2026 08:437 görüntülenmeKaynak: CNN Türk Gündem
Osmanlı-Türk Musikisi Arşivi Çöpe Gitmekten Kurtuldu

İstanbul Üniversitesi bünyesinde 2011 yılında kurulan Osmanlı-Türk Musikisi Araştırma Merkezi (OMAR), Darülelhan’dan devralınan Osmanlı-Türk musikisi mirasını günümüze taşıyan önemli bir kültürel merkez haline geldi. Merkez, yıllar içinde binlerce eski yazı notayı, belgeyi, yayını ve kaydı gün yüzüne çıkararak büyük bir arşiv merkezi oldu.

Ancak merkezin kurucusu Gönül Paçacı Tunçay’ın paylaştığı son görüntü, bu büyük kültürel mirasın geleceğine dair kaygı yarattı. İddiaya göre, Emirgan’daki Mirgün Köşkü’nde bulunan ve büyük emekle oluşturulan el yazısıyla çoğaltılmış nota arşivi, “dijital ortamda kayıtlı olduğu” gerekçesiyle yeni yönetim tarafından çöp poşetlerine doldurulararak atılmak istendi.

Bu iddia, kültürel mirasın korunması konusunda endişeleri beraberinde getirdi. OMAR'ın kurucusu Tunçay, bu durumun önüne geçmek için gerekli çalışmaları yapıyor. Kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için bu tür merkezlerin önemi vurgulanıyor.

Öte yandan, Hürriyet Gazetesi'nden İhsan Yılmaz'ın köşesinde yazdığı detaylara göre, bu durumun takipçisi olunacağı ve gerekli açıklamalar yapılacağı belirtildi. Şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmadı ancak kültürel mirasın korunması adına atılacak adımlar merak konusu oldu.

Bu olay, kültürel mirasın dijitalleştirilmesi konusunda dikkatleri çekti. Dijitalleştirme çalışmalarının, fiziksel belgelerin korunması pahasına yapılmaması gerektiği konusunda uzmanlar uyardı. Gelecekte, bu tür kültürel mirasların nasıl korunacağı ve yönetileceği konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.

Son olarak, OMAR'ın ve benzeri kültürel merkezlerin korunması ve geliştirilmesi için toplumun desteği gerektiği vurgulandı. Bu tür merkezler, Türkiye'nin kültürel zenginliğini temsil ediyor ve gelecek nesillere aktarılması gerekiyor.