Ana Sayfa
SON DAKİKABilim

Osman Gazi'nin Miğferi New York'ta Ortaya Çıktı

Osman Gazi'ye ait çelik miğfer New York Metropolitan Müzesi'nde bulundu. Miğfer, Osmanlı'nın kurucusunun etnik kökeni ve bağımsız sultanlık statüsünü doğruluyor.

01 Temmuz 2026 21:401 görüntülenmeKaynak: NTV Gündem
Osman Gazi'nin Miğferi New York'ta Ortaya Çıktı

Osmanlı'nın kurucusu Osman Gazi'ye ait çelik miğferin New York Metropolitan Müzesi'nde tespit edildiği bildirildi. Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemine ait bir miras Amerika'da ortaya çıktı.

Yeniçağ Tarihi Uzmanı ve Araştırmacı Yazar Hakan Yılmaz, Katar'daki ilk sikke ve Paris'teki orijinal şecerenin ardından, Osmanlı'nın kurucusu Osman Gazi'ye ait çelik miğferi New York Metropolitan Müzesi envanterinde tespit ettiğini açıkladı. Gazeteci İbrahim Öge'nin sorularını yanıtlayan Hakan Yılmaz, üzerinde Osman Gazi'ye ait bir tuğra ve kusursuz bir Kayı damgası barındıran bu nadide eserin, kurucu liderin etnik kökeni, bağımsız sultanlık statüsü ve beylikler üstü liderliği hakkındaki tüm sanal tartışmalara son noktayı koyduğunu belirtti.

Yılmaz, 'Bu miğfer Osman Bey'in bir 'Sultan' olduğunu, bağımsız bir devlet kurduğunu doğrulamakla kalmıyor, onun uzun zamandır tartışılan etnik kökeni ve kavmî statüsü ile ilgili tartışmalara da artık son noktayı koyuyor' dedi. Hakan Yılmaz, ayrıca miğferin üzerindeki gümüş kakma Arapça ana kitabede Osman Gazi'nin kendisini 'Sultânü'l-a‘zam' (Büyük Sultan) ve 'Hânü'l-mu‘azzam' (Ulu Han) unvanlarıyla tanıttığını, arka yüzündeki madalyonda ise 'Nâsırü'd-dîn ‘OsmânSultân' ifadesinin yer aldığını açıkladı. Bu unvanların, Osman Gazi'nin bağımsız bir sultan olmadığı yönündeki kurgusal akademik iddiaları tamamen çürüttüğünü belirtti.

Yılmaz, 'Bilindiği üzere eski tarihî arşiv evrakı daha önce Ayasofya'nın depo ve müştemilâtının içinde, kadim askerî eşyalar, silahlar ve zırhlar ise cebehane olarak kullanılan Aya İrini mahzeninde saklanıyordu. İstanbul'un fethinden sonra başlayan bu usul, II. Mahmud'un ölümüne kadar dört yüz yıla yakın bir süre devam etti. Osman Gazi'nin ve sonraki iki padişahın Avrupa müzelerinde ya da özel koleksiyonerlerin elinde olduğunu gördüğüm miğferleri ve zırh takımları da satıldıktan ya da elde edildikten sonra, birkaç kuşak boyunca bir koleksiyonerden başka bir koleksiyonerin eline geçti. Son kertede bunların bir kısmı müzelere aktarılmış, bir kısmı da meşhur birkaç koleksiyonerin elinde kalmıştı. En son George Cameron Stone'un koleksiyonuna dahil olan Osman Gazi'nin miğferi de nihayet 1935'te ölümünden sonra, vasiyeti üzerine varisleri tarafından Metropolitan Art Museum'a bağışlandı.' dedi.

Yetkililere çağrıda bulunan Hakan Yılmaz, 'Bürokrasi adımlarının hızla atılarak Katar'daki sikke, Paris'teki şecere ve New York'taki miğferin ivedilikle Türkiye'ye getirilmesi gerektiğini vurguladı. Yılmaz, 'Özellikle miğfer Topkapı Sarayı'nda Hazret-i Osman'dan yadigâr kalan kılıçla birlikte ayrı bir camekânda teşhire konulabilir veya Askerî Müze'de oğlu Orhan'ın miğferiyle bir arada sergilenebilir. Ya da kadim başkent Bursa'da bunların tümü için yeni bir müze oluşturabilir. Bunların olması gerektiği şekliyle artık Türk halkının gözünün önünde durması ve geçmişlerine ait bu kadim tarihî mirası kanlı-canlı yerinde teşhis etmeleri lâzım' dedi.

Osman Gazi'nin miğferinin keşfi, Osmanlı tarihindeki önemli bir eksikliğin giderilmesi anlamına geliyor. Miğferin Türkiye'ye getirilmesiyle birlikte, Türk halkı bu önemli tarihi mirası yakından inceleme fırsatı bulacak.